Toprağa düşen her çekirdek bir gün
gelir boy verir. Düşen çekirdek bazen heybetli bir ağaç olur, bazen de küçük
bir çiçek... Kimisinin gölgesi bize huzur verir, kimisi ise ayrık otu olur
sarar etrafımızı... İşte ailede toprağa düşen çekirdek gibidir. Özen ve emek
ister...
Anne babanın yüreği çocuk sevgisini taşıyan bir özellikte yaratılmıştır.
Eğer bu fıtri duygu olmasaydı aileler çocuk yetiştirmeye sabır göstermezler,
onların ihtiyaçlarını yüklenmezler, geleceklerini düşünmezlerdi. Bunun
sonucunda toplumun en temel ve değerli taşı olan aile kurumu diye bir şey
kalmazdı. Bizde yer yer can çekişen aile kurumunun durumu Avrupa'da ise içler acısı...
"Avrupa’da evlilikler giderek azalıyor; “tek-ebeveynli
aile” denen olgu giderek yaygınlaşıyor. Bu olgu o denli yaygınlaştı ki, Avrupa
ülkelerinin bazılarında doğan çocukların yarıdan fazlası resmen evlenmemiş
ailelere doğuyor. Fransa’da 1960 yılında doğan çocukların yüzde 6,1’i
evlenmemiş ailelerin çocuğuydu. Bu oran 2009 yılında yüzde 52,9 oldu. İsveç’te
1960 yılında doğan çocukların yüzde 11,3’ü resmen evlenmemiş ailelerin
çocuğuydu. Bu oran 2009 yılında yüzde 54,4 oldu. İngiltere’de bu oranlar, 1960
yılında yüzde 5,2 iken, 2009 yılında yüzde 46,3’e yükseldi. 2009 yılında doğan
çocukların Belçika’da 45,7’si, Danimarka’da yüzde 46,8’i, İtalya’da 23,5’i,
Hollanda’da 43,3’ü resmi evlilik olmadan doğmuş (EUROSTAT, Demography Report
2010, Belçika, 2011, s.69)."
Biz de
bu duruma düşmemek için aile kurumuna gereken hassasiyeti göstermeliyiz.
Çocuk ilk eğitimini ailede alır. İlk örnek aldığı
kişiler anne ve babasıdır. Çocukların kendilerini ifade etmeleri, geliştirebilmeleri,
işbirliği içinde olmaları, güçlükleri yenmeleri, doğru yanlış bilincine sahip
olmaları aile içi iletişimle ilgilidir. Sevgi, saygı, hoşgörünün hakim olduğu ailelerde
yetişen çocukların daha uyumlu ve başarılı olduğu; bu ortamdan uzak yetişen
çocukların ise şiddete eğilimli oldukları görülmektedir. Bu nedenle çocuk
yetiştirme konusundaki en büyük görev aileye düşmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder